| Myomlar |  |

Myoma Uteri ve Fibromyoma yada Fibroid rahimin kendisinin veya damarlarının düz kaslarından veya içindeki bağdokusundan, gelişen iyi huylu bir tümördür. Doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık 2/5’inde ve ençok 40 ve 50’li yaş gruplarındaki kadınlarda izlenmektedir. Çocuk istemi olan kadınlarda myom bulunması daha özel ve dikkatli takibi gerektiren bir durumdur.
Risk faktörleri nelerdir ? Myomların oluşması için çeşitli risk faktörleri araştırılmıştır. En önemli risk faktörleri; hiç doğum yapmamış olmak, yumurtlamanın olmamasına bağlı olarak gelişen karşılanmamış östrojen yapımı, şişmanlık ve ırktır. İdeal vücut ağırlığının üzerindeki her 10 kilogram için risk %10 artmaktadır. Beyaz kadınlarda siyah ırka göre yaklaşık 4 kat daha sık görülmektedir. Myomu olan hastalarda genellikle ailenin diğer kadınlarında da miyom vardır.Bu da myomların gelişiminde bazı kalıtsal faktörlerin rol oynamasına bağlıdır. Bazı çalışmalarda myomu olan kadınlarda bazı kromozomlardaki kırılmaların daha sık görüldüğü belirlenmiştir. Rahimde myom gelişimi riskini azaltan en önemli faktör ise doğum kontrol hapı kullanımıdır.
Myom nedenleri nelerdir ? Myom gelişimini başlatan faktörler henüz kesin olarak bilinmemektedir. Myom gelişimi ile hormonların bağlantısı olduğunu gösteren kanıtlar vardır :
- Ergenlik öncesi myom gelişimi çok nadirdir.
- En sık rastlandığı dönem yumurtlamanın bozulduğu, östrojen üretiminin karşılanmadığı menopoz öncesi 40’lı yaşlardır.
- Menopozdan sonra myomların büyümeleri durur veya geriler.
- Myomlara östrojen fazlalığına bağlı olarak gelişen diğer hastalıklar yani yumurtlama bozuklukları, hiperplazi (rahim iç duvarının kalınlaşması) ve polipler eşlik eder.
- Myomlar kadınlık hormonlarından progesteronun yüksek olduğu gebelik döneminde hızlı büyürler.
- Kadınlık hormonlarını baskılayan ve adeta menopoza benzer durum yaratan ilaçlar myomları küçültür.
Myom çeşitleri nelerdir ?
Myomlar rahimin değişik bölgelerinde bulunabilir. Rahimi tamamen büyüten myomlar olduğu gibi, rahim boşluğuna uzanan myomlar (submüköz myom), rahim duvarı dışına uzanan myomlar (subseröz myom) ve hem rahim duvarını kalınlaştıran hem de rahim boşluğuna doğru uzanan myomlar (intramural myom) gelişebilir. Bazı hastalarda tek bir myom mevcutken bazılarında çok sayıda myom görülebilir. Myomlar çok büyük çaplara ulaşabilir ve bazı durumlarda göbeğe kadar uzanan büyüklükte bir ur oluşturacak kadar büyürler.
Rahim boşluğuna doğru gelişen myomlar rahim yüzeyini arttırdıkları ve düzensiz rahim duvarı dökülmelerine yol açtıkları için adet (regl) kanamalarının artması, uzaması veya düzensiz kanamalar olması şeklinde belirti verebilirler. Myomların hızlı büyümesi durumunda myomların damarları ile beslenmesi bozulur ve myomlarda dejeneratif değişiklikler ortaya çıkar. Bu dejeneratif değişiklikler kendini özellikle ağrı ile ortaya çıkarır. Bazı myomlar rahim duvarına ince bir sap ile bağlıdırlar ve bu sapın kendi etrafında dönmesi (torsiyon) nedeniyle beslenmeleri bozulur ve ağrı şikayeti ve hatta daha ileri hallerde acil hastaneye başvurmayı gerektirecek belirtiler verebilirler.
Rahim boşluğundan gelişen bazı myomlar ise rahim ağzını geçerek hazneye (vajene) doğru uzanırlar (vajene doğmuş myom).
Myomlarda görülen belirti ve şikayetler nelerdir ?
Normal kadın doğum muayenesinde myom tesbit edilen hastaların hemen endişelenmeleri ve korkulara kapılmaları gereksizdir. Kadınlarda oldukça sık görülen myomlar her zaman bir belirti vermeyebilir. Myomu olan kadınların sadece %20-30’unda myoma bağlı şikayetler ortaya çıkar. Bu nedenle tüm myomların tedavi edilmesi gerekmemektedir, myomların çoğunda düzenli aralıklarla 6-12 ayda bir kadın doğum kontrollerinin yapılması yeterlidir.
Myom tedavisi nasıl yapılır ?
Myomların klasik tedavisi cerrahi olarak çıkarılmalarıdır. Ancak bu klasik tanım son zamanlarda (myoma bağlanan ve tıbbi yolla ilaç ve diğer ameliyat dışında kalan yöntemlerle düzeltilemeyen) yakınması olmayan hastaların ameliyat edilmemesi şeklinde özetlenmektedir.
Klasik olarak aşağıdaki durumlarda myomların tedavisi gerekmektedir:
- Myoma bağlı olarak kanama, ağrı veya mesane (idrar torbası) veya makata baskı olması
- Menopoza girilmesine rağmen myomda büyüme
- İdrar yollarına baskı ve idrar akışında güçlük ortaya çıkması
- Myomun kendi sapı etrafında dönmesi (torsiyon)
- Myoma bağlı olarak karın boşluğunda sıvı toplanması
- Myomda bozulmaya bağlı (dejeneratif)değişiklikler ile ortaya çıkan akut karın tablosu (bulantı, kusma, karında hassasiyet, gaz çıkarmada güçlük)
- Rahim ağzından hazneye uzanan myom (vajene doğmuş myom)
- Myomun rahimi üç aylık gebelik büyüklüğünden daha fazla büyütmesi
- Çocuk olmasına myomun engel olduğu durumlar
Gebelik ve Myom
Gebeliklerin %3’ünde gebelikle birlikte myom da tesbit edildiği bildirilmektedir. Gebelikle birlikte myom bulunduğu hallerde myomun büyüklüğü ve rahimde yerleşmiş olduğu yere bağlı olarak düşükler, erken doğum, eşin (plasenta) erken ayrılması, doğum sonu kanama gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Myoma bağlı kanamalar uzun sürerse kansızlığa yol açabilir.
Bir çok myomlu kadının hastaneye geliş nedeni uzamış, artmış veya düzensizleşmiş adet kanamaları ve kansızlıktır. Çocuğu olmayan hastalarda da myomlar büyüklüğü ve yerleşim yerine göre (bazı araştırma sonuçlarına göre rahimin herhangi bir yerindeki herhangi büyüklükteki tüm miyomlar) çocuk olmasını güçleştiren bir neden olarak karşımıza çıkabilir.
Myom Tedavisi
Myomların tedavisi cerrahidir. Myom cerrahi tedavisi öncesinde kadınlık hormonların baskılayıp adeta bir menopoz yaratarak myom çapında küçülmeye neden olan bazı hormonal ilaçlar kullanılabir. Bu ilaçların myomları küçültücü etkisi geçicidir, bu ilaçlar bırakıldıktan bir kaç ay sonra myomlar eski çaplarına dönerler.
Bu nedenle bu ilaçlar ancak cerrahi girişim öncesi bu cerrahi girişimi kolaylaştıracaksa verilebilir. Bu ilaçların menopoza ve menopozun getirdiği sorunlara (ateş basması, uykusuzluk, haznede kuruluk, kemiklerde zayıflama ve benzeri etkiler) yol açmaları nedeni ile sürekli kullanımı mümkün değildir.
Doğurganlığın korunmak istendiği hastalarda büyük bir çoğunlukla rahim korunarak sadece myom çıkarılabilir (myomektomi). Bu işlem myomun yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak açık ameliyat veya endoskopik yöntemler (laparoskopi) kullanılarak gerçekleştirilebilir. Çocuk olmaması nedeni ile myomlara cerrahi işlem uygulanılacak kişilerde cerrahinin getireceği yarar ile oluşturacağı yan etkiler iyice tartışılmalı ve ameliyata ona göre karar verilmelidir. Myomektomi ameliyatının istenmeyen etkileri rahim boşluğunda bozulma, yapışıklık veya karın içi yapışıklarla tüplerin etkilenmesidir.
Bu nedenle myomu olan ve çocuk isteyen hastalarda ameliyat öncesi tetkikler titizlikle yapılmalı (ultrasonografi, ilaçlı rahim filmi-HSG) ve ameliyatın yarar getireceği durumlarda cerrahi girişime karar verilmelidir.
Doğurganlık çağını geçmiş veya daha fazla çocuk istemeyen hastalarda ve rahimin korunmasının mümkün olamayacağı ileri derecede büyük myomlarda rahimin tümüyle alınması gerekebilir. Bu işlem de sıklıkla açık ameliyat şeklinde yapılır, uygun vakalar kapalı ameliyat (laparoskopi- endoskopi) ile gerçekleştirilir. Ameliyat öncesi hastaya myomların yerleri, rahimin büyüklüğü, ameliyat şekli, ameliyat sonrası görülebilecek durumlar ve ameliyat sonucu gelişebilecek olası durumlar gayet ayrıntılı bir şekilde açıklanmalıdır.
Rahimi alınan kadınlar eğer doğurganlık yaşlarında ise ve yumurtalıklarında herhangi bir anormallik yoksa yumurtalıklar ameliyat sırasında alınmaz ve bu hastalarda ameliyat sonrası menopoz belirtileri ortaya çıkmaz. Hastalara ameliyat sonrasında da yapılan ameliyat ve ameliyat sonrası nasıl bir takip planlandığı ayrıntılı olarak açıklanmalıdır. Rahimin alınması ameliyatı (histerektomi) sadece doğurganlığı sonlandıran bir işlemdir, hastanın cinsel yaşamını sürdürmesine engel olmaz.
Myomu kadın doğum muayenesi sırasında tesbit edilen herhangi bir şikayeti olmayan ve doktorları tarafından herhangi bir tedavi önerilmeyen hastaların endişelenmesine gerek yoktur. Bu hastaların aslında tüm kadınların da uygulaması gerektiği gibi 6-12 ay aralıklarla düzenli bir şekilde kadın doğum muayenelerini yaptırmaları gerekmektedir.
Hastaların çoğunda myomların zaman içerisinde kötü bir hastalığa dönüşeceğine dair korkular vardır. Myomlarda kanser gelişimi (leomyosarkom) oldukça düşük (1000’de 1-3 cıvarında) bir ihtimaldir, bu nedenle tüm myomların ameliyatla alınmasına gerek yoktur. Kadınlarda oldukça sık görülen bir hastalık olması nedeni ile kadınların myomlarla ilgili belirtilere dikkat etmeleri ve düzenli kontrolleri gereklidir.
Özet olarak ;
Myom belirtileri:
- Düzensiz veya aşırı kanama ve buna bağlı kansızlık
- Karında kitle
- Ağrı ve komşu organ rahatsızlıkları ( Mesane ve kalın bağırsak alışkanlıklarının değişmesi, sık idrar ,kabızlık vb)
- Kısırlık, gebelik kaybı gibi doğurganlığın etkilendiği durumlar
- Myomun bozulmasına (dejenere olmasına) bağlı ani ağrı vb yakınmalarıdır.
Myomun Tedavi Seçenekleri;
Myomda tedavi mutlaka kişiselleştirilmelidir. Menapoza girecek bir kadın bile rahminin korunmasını (risklerini bilerek) isteyebilir veya henüz doğurganlık çağındaki bir kadın tekrar ameliyat olabilme riskini göze almayıp tüm rahmin çıkarılmasını isteyebilir.
- Cerrahi tedavi açık yada endoskopik (Laparoskopi ve Histeroskopi) yöntemler kullanılırç Bu metodla tüm rahim çıkarılabilir (TAH veya LAVH) yada sadece myom çıkarılabilir (Myomektomi)
- İlaçla Tedavi geçici küçülme ve düzelme sağlamasına rağmen özel durumlarda kullanılabilir. Bu metodla GnRH analogları (geçici menapoz, progesteron türevleri ve levonorgesterol içeren rahim içi aletler ile kanamanın azaltılarak operasyon ihtiyacının azaltılması sağlanır.
- Diğer: Bu yöntemlerden bir kısmı araştırma aşmasında olup gelecekte daha sık ve kolay uygulanabilecekleri düşünülmektedir;
- Myom damarlarının tıkanarak veya yakılarak myomun küçültülmesi veya şikayetlerin düzeltilmesi (selektif uteri arter embolizasyonu)
- Endoskopik yöntemlerle myom içine girilerek elektrik akımı ile yakarak (elektromyolizis) veya dondurularak (kriomyolizis) myomun yok edilmesi.
Hepinize sağlık dolu günler dileriz.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
| Dış Gebelik |  |

Yumurtalık yolu içinde oluşan gebeliğe dış gebelik denir. Laporoskopi denilen yöntemle delikler açılarak yapılabildiği gibi normal sezeryan şeklindede yapılabilir.
Gebeliğin gelişimi sırasında tüpün yırtılması ile oluşan kanamayı önlemek için bu dış gebelik sonlandırılmalıdır. Ameliyatla tüpün ve gebelik mahsülün alınması ( Salpingectomie ) gerekebileceği gibi sadece gebelik ürününü almak ta ( Linear salpingostomie) mümkün olabilir.
Ameliyat acil olarak genel anestezi altında yapılır ve 30-60 dakika kadar sürer. Ameliyat genelikle karına 3 adet delik açılarak laporscopie ile yapılabildiği gibi açık operasyon şeklinde de yapılır. Hastahanede ortalama 2 gün kadar kalınır.


Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Ultrason hangi yollardan uygulanabilir?
Özellikle son 25 yıldır yapıla gelen ultrason
muayeneleri, günümüz modern tıbbında
gebelik izlemlerinin vazgeçilmez bir parçası
haline gelmiştir.
Ultrason, halen dünyadaki pek çok merkez tarafından gebelere uygulanabilen non-invaziv (hastaya zararı olmayan) bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Esas olarak ana gövde, prob (tansducer), monitör, kamera ve printer gibi parçalardan oluşur.
Temel prensibi; yüksek frekanstaki ses dalgalarının hasta üzerine uygulanan prob aracılığı ile doku ve organlara gönderilmesiyle, bu dokulardan yansıyan dalgaların yine aynı prob ile alınarak bir ekran üzerine yansıtılmasıdır.
Direkt batından (transabdominal) uygulanabileceği gibi (Yandaki resim), vaginal (transvaginal) veya rektal (transrektal) uygulamalar da söz konusu olabilir.
Transvaginal (vajen içi) uygulamalar; transvajinal probla genelde infertilite, jinekolojik problemlerle, ilk trimester gebeliklerinde uygulanır (yandaki resimde).
Normal gebelik takiplerinde ise transabdominal yolla (karından) konveks ve lineer (düz) problar kullanılır.
İnfertilite ve jinekolojik problemler için transvaginal yolla yapılan ultrasonlarda mesanenin dolu olması gerekmediği için daha rahat ve daha net görüntü almak mümkündür.
Gebelerin temel ultrasonografik değerlendirmelerinde nelere bakılır?
(American College of Obstet.& Gyn.)
Fetus (bebek) sayısı
Fetal prezantasyon (bebeğin geliş şekli)
Fetal pozisyon (bebeğin duruş şekli)
Plasental lokasyon (plasenta yerleşimi)
Amniyon sıvı miktarı
Gestasyonel (gebelik) yaş
Maternal (annedeki) pelvik kitlelerin teşhis ve değerlendirmesi
Bebeğin gözle görülebilen anatomik yapısı
İlk ultrason muayenesi ne zaman yapılmalıdır?
Son adet tarihinden itibaren 40 hafta süren gebelikler özellikleri yönünden üç ayrı döneme ayrılır:
1. trimester (ilk 13 hafta, ilk üç ay)
2. trimester (14-27. haftalar arası, ikinci üç ay)
3. trimester (27-40. haftalar arası, son üç ay) olmak üzere.
İlk ultrason muayenesi, amacına uygun olarak hastaya göre değişiklik gösterebilir. Örneğin fetüsün gestasyonel yaşa uygunluğunu görmek için en doğru zaman ilk trimester iken, konjenital (doğuştan gelen) anomalilerin saptanması için bu 18-22 haftalar arasıdır. Çünkü midgestasyon (gebeliğin orta dönemi) olarak anılan bu dönemde organogenesis (organların gelişimi) tamamlanmış ve anatomik oluşumlar doğru değerlendirme için uygun büyüklüğe ulaşmıştır.
Genel olarak, hasta doktoruna geldiği ilk muayenesinde ultrasona alınmasında fayda vardır.
Ultrasonografik Görünümler:

10 haftalık gebelik 6 haftalık iki amnionlu ve iki koryonlu "ikiz gebelik"

Tek amniyon kesesinde tek koryonlu "ikiz gebelik"
(Çok nadir görülür, tüm ikiz gebeliklerin yaklaşık 100 de birinde karşımıza çıkar.)
Ayrıca günümüzde, son üç ay içinde bebeğe ultrason ile birlikte yapılan Non- stres test (NST), Doppler USG ve Biyofizik skorlama gibi ilave tetkiklerle fetal iyilik hali daha yüksek güvenirliliklerle değerlendirilebilmektedir.
Bebeğin rahim içindeki gelişiminin değerlendirilmesinde sıklıkla kullanılan parametreler : • CRL (Crown-rump lenght): Popo ile baş tepesi arası uzunluk.
• BPD (Biparietal diameter): Başın enlilemesine çapı.
• HC (Head circumference): Baş çevresi.
• OFD (Occipitofrontal diameter): Başın uzunlamasına çapı.
• TCD (Transvers cerebellar diameter): Beyinciğin enlilemesine çapı.
• FL (Femur lenght): Uyluk kemiğinin uzunluğu.
• AC ( Abdominal circumference): Karın çevresi.
• Diğer: Ulna, Tibia, Humerus, Klavikula kemiklerinin uzunlukları ve her iki göz arası mesafenin ölçülmesi.
İlk trimesterde nelere bakılır? Normal gebeliklerde gebeliğin ilk bulgusu, uterusun orta kısmında yer alan gestasyonel kesenin görülmesidir.
Karından yapılan ultrasonografi ile bir embriyonun 6 hafta 4 günlükken kalp atışları ve 8 haftalıkken de hareketleri görülebilir. Transvaginal (vajenden) yaklaşım ile bu ölçümler 6 gün daha önce olabilir.
CRL (Crown-rump lenght); yani embrionun baş-popo uzunluğu ilk trimesterde bebeğin yaşını belirlemede en önemli kriterdir. Bu trimesterde gestasyonel kesenin düzenliliği, bebeğin kalp atım hızı ve hareketleri ile yolk sac’ın (gebelik halkası) büyüklüğüne bakılır.
Ayrıca bebek sayısı, plasenta yerleşimi ve serviks (rahim ağzı kısmı) uzunluğunun ölçümüne yapılır. Rahim veya yumurtalıklarla ilgili patolojiler (myom, kist gibi) değerlendirilir.
İlk trimester sonunda bazı fetal organlar rahatlıkla izlenebilir. Bu dönemde ultrason yapılmasındaki en önemli amaç gebelik yaşının belirlenmesi, bebeğin kalp atışlarının ve vucüt hareketlerinin görülmesidir.
CRL ölçümü, ilk üç ayda bebeğin yaşının saptanmasında kullanılan en güvenilir yöntemdir. Ancak 12. gebelik haftasından sonra değerini yitirerek yerini diğer parametrelere bırakır.
İlk üç ayı tamamlayan fetüs minyatür bir insan görünümündedir. 2.- 3. trimesterler büyüme dönemi olup bu dönemlerde fetüsün tüm iç organlarını görmek mümkündür.
İkinci ve üçüncü trimester ultrasonunda nelere bakılır? 
Bu dönemde yapılan ultrasonlardaki ana
sebepler; bebeğin gelişimi görmek, organ
yapılarını izlemek ve iyilik halinin tespitidir.
Ayrıca amniyon mayisi, plasenta ve kordonu
da yine değerlendirme kapsamındadır.
Öncelikle bebeğin geliş şekline bakılır. Gelen kısım baş, makad veya diğer kısımlar olabilir. Ayrıca bebek oblik(çapraz) veya transvers (enlilemesine) duruşta olabilir. Genelde değerlendirmeye başın çap ölçümleri ile başlanır.
BPD ölçümleri, ikinci trimesterin hemen başından itibaren gebelik yaşı belirlemesinde güvenirliliği ve kolay uygulanabilirliği yönünden altın standarttır. 2. trimesterin hemen başlarında yalnızca 6 günlük yanılgı payı mevcuttur.
Fetal organlar baştan başlanılarak aşağıya doğru inilmek suretiyle gözlemlenir. Bebeğin omurga yapısı boyundan popoya kadar ayrıntılıca incelenir. Fetüsün tüm kemik yapıları, el, kol ve bacaklar parmaklara kadar gözden geçirilir.
Özellikle 20-22. haftalar arası yapılan ultrasonlarda bebeğin kalbini tam olarak değerlendirmek mümkündür. Yalnızca kalbin düzgün dört odacık görünümünü, ana damarların kalpten çıkışlarını ve normal ritmini görmek bile pek çok belirgin anomalileri ekarte ettirir.
Ayrıntılı kalp muayeneleri gerektiğinde “fetal ekokardiografi” ile konjenital anomaliler teşhis edilebilmektedir.
Ayrıca gebe ultrasonlarında fetüs dışındaki rahim içi diğer yapılar da incelenir. Amniyon sıvı miktarı ve görünümü, amniyotik bant varlığı, plasental yaş ve yerleşimi, umblikal kord ve içindeki damar yapılar da izlem kapsamındadır.
Tam bir gebe ultrasonunda fizyolojik yönden bebeğin hareketleri, tonusu (kas gerginliği), solunumu ve duruşu da incelenmelidir.
3. trimesterde, normal biyolojik değişkenliklerden ötürü gebelik yaşını saptamak zorlaşabilir. Yine de abdominal çevre, BPD, FL ve baş çevreleri ölçümleri yardımıyla bebeğin tahmini ağırlığı saptanabilmektedir.
Ultrasona ek olarak bebeğin iyilik halini gösteren diğer testler nelerdir? Ultrasonografi gebelik takiplerinde fetal anomali ve gestasyonel yaş belirlemesinde her ne kadar çok önemli bir yere sahip olsa da özellikle yüksek riskli gebeliklerin izlemindeki ultrasonografi muayenelerine ek olarak, gebelik haftasına uygun biçimde yapılacak olan Non-stres test(NST), Biyofizik skorlama, Doppler USG, bebek hareket izlemleri gibi yöntemlerle de desteklendiğinde alınan sonuçlardaki başarı daha da artacaktır.
Tüm bu çalışmaların amacı dünyaya sağlıklı yüzlerle bakacak bireyler getirmek ve daha sonralarda ortaya çıkabilecek tehlikelerin önüne geçmektir.
“Unutulmamalıdır ki sağlıklı toplumlar ancak sağlıklı bireyler ile oluşturulabilir”.
Ultrasonun Kadın Hastalıklarındaki Önemi Ultrason;

Devamlı veya tekrarlayan kasık ağrılarının nedenlerinin taranması

Yumurtalık (over) kistlerinin teşhisi

Düzensiz adet kanamalarındaki nedenin açığa çıkarılması

Rahimden gelişen myom (ur) ve poliplerin teşhisi

Rahim anormalliklerinin ortaya çıkarılması

Rahim içinde kaybolan spirallerin bulunması

Dış gebeliğin teşhis ve takibi

Batın içinde yer kaplayan abse ve tümörlerin görüntülenmesi

Kanser taramaları

Menopozda hormon tedavisi ve izlemleri

Kısırlığın teşhis ve tedavisi gibi gebelik dışında jinekoloji-infertilite-onkoloji ile ilgili pek çok alanda hekimlerin önemli bir yardımcısıdır.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Sayfa 1 Toplam: 9

Meme dokusu, yağ ve bağ dokusu ile desteklenen memenin süt yapımını sağlayan kesecik ve kanallardan oluşur.
Kesecikler ve kanalcıklar üzüm salkımı şeklinde kümeler teşkil ederler ve sonra kanalcıklar geniş süt kanallarına dökülürler. Bu geniş süt kanalları her bir ana bölgenin (lob) süt salgısını toplar. Her bir memede bu loblardan 15-20 adet vardır ve bunların kanalları genişleyerek meme başına ulaşır ve dışarı açılırlar.
Bu süt yapıcı sistemin büyümesi pek çok hormonal etkene bağlı olarak iki aşamada oluşur. Ergenlik ve gebelik döneminde gerçekleşen bu aşamalarda özellikle gebelik sırasında östrojen, progesteron ve prolaktin hormonlarının aşırı miktarda artmalarına bağlı olarak memenin süt yapan (glandüler ) dokusu artmaya başlar, kanallar uzar, dallanır ve süt yapan kesecikler büyür. Buradaki epiteller yağ damlacıklarıyla yüklenir ve işte bu ilk oluşan süte yağdan zengin olduğu için kolostrum denir. Süt salgılanması progesteron etkisi ile baskı altına alınır. Doğumla birlikte hızla östrogen ve progesteronun ortadan kaybolması ile süt salgısı başlar. Sütün memeden fışkırması emme olayının negatif basıncına bağlı değildir. Arka hipofizden salınan oksitosin hormonununu kan yolu ile keseciklere ve kanallara ulaşarak miyoepitel hücrelerinin kasılmasını sağlar. Bu etki sütün ana kanallardan meme başındaki açıklıklara doğru fışkırmasına neden olur. Bu hormon aynı zamanda lohusalarda rahmin kasılıp küçülmesini de sağlar. Sütün devamı için prolaktin, sütün sağılması içinse oksitosin hormonu gereklidir.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Bugün dünyada her 100 çiftten 6’sında görülen kısırlık önemli bir sağlık sorunu. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir halk sağlığı problemi haline gelen kısırlığın birçok nedeni var. Op.Dr. Seval Taşdemir, Mynet okurları için yazdı.Bu nedenler o kadar çeşitli ki, erkeklerde kot pantolon, kışın giyilen yünlü içlikler ve iç çamaşırları kısırlığa neden olurken, genç kızlarda aşırı spor ve diyet yapmak kısırlığa davetiye çıkarıyor. İşte bu yüzden genç kız ve erkeklerin yaşam tarzlarına ve alışkanlıklarına dikkat etmeleri gerekiyor.
Spor yapayım derken kısır kalmayın
Fazla ve ağır spor yapan genç kızlarda, bu duruma beslenme bozukluğu eklendiğinde östrojen (kadınlık hormonu) azalır ve buna bağlı olarak kemik erimesi başlar. Fiziksel ve ruhsal anlamda çok çeşitli gelişmelerin yaşandığı bu dönemde ağır egzersizler altına giren genç kızların yüzde 60′ında amenore yani hiç adet kanamasının olmaması durumu görülüyor.
Kilo kaybı, aşırı yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğu, düzensiz adet kanamaları ya da regl dönemlerinin kesilmesi gibi durumlarda hemen bir hekime başvurulması gerekiyor. Ergenliğe yeni girmiş hassas yapıdaki vücudun fazla egzersiz ile zorlanması kas yaralanmalarına ve kemiklerde herhangi bir travmaya bağlı olmadan kendiliğinden oluşan kırıklara neden olabilir. Ayrıca bu durum uzun süre tedavi edilmediğinde kemiklerde, üreme sağlığında ve kemiklerde kalıcı zararlar meydana getirebiliyor.
Genç kızlar hijyene dikkat!
Genital hijyenin sağlanması, kadın sağlığı ve üreme sağlığının korunmasındaki en önemli basamaklardan biri. Sağlıklı bir genç kızda genital organlar flora olarak adlandırılan birçok mikroorganizmayı içeriyor. Bu mikroorganizmalar arasındaki dengenin bozulması enfeksiyonlara yol açarak üreme sağlığına zarar verebiliyor.
Genital temizlikte şu hususlara dikkat edilmeli
-Tuvalet sonrası temizlik mutlaka önden arkaya doğru yapılmalı.
-Temizlik yapıldıktan sonra genital bölge mutlaka kurulanmalı.
-Banyo yaptıktan ve havuza girdikten sonra da genital bölge mutlaka kurulanmalı.
-Pamuklu iç çamaşırları kullanılmalı.
-İç çamaşırları sık değiştirilmeli ve yıkandıktan sonra ütülenmeli.
-Dar, sıkı ve bedene uygun olmayan iç çamaşırları ve pantolon giyilmemeli.
-Kokusuz ve renksiz tuvalet kağıdı kullanılmalı.
-Vajinal duş, sabun, pudra ve sprey kullanımından kaçınılmalı.
Adet kanaması sırasında temizlik çok daha önemli
-Kullanılan pedlerin kokusuz ve renksiz olmasına dikkat edilmeli.
-Pedler sık değiştirilmeli. Kullanılmamış pedler poşetlerinde veya temiz bir yerde kapalı tutulmalıdır. Açıkta duran ve kirli ellerinizle ellenen pedler mikrop taşıyarak enfeksiyonlara neden olabilir.
-Belli bir cins ped kullanımından sonra kaşıntı, kızarıklık ve yanma gibi problemler olduğunda farklı bir ped denenerek sizde yakınmalara yol açmayan bir ürünü tercih edilmelidir.
-Bu dönemde yıkanmanızda hiçbir sakınca yoktur. Küvete sıcak su doldurarak yıkanmaktan kaçınmalısınız. En uygun olanı ayakta duş alınmasıdır.
-Adet döneminde kötü kokulardan kaçınmak için fazla miktarda parfüm, kolonya vs kullanmanın yararı yoktur. Özellikle genital bölgenize kolonya veya parfüm sürmekten ve kokulu pedler kullanmaktan kaçınmalısınız.
-Dar, sıkı ve bedene uygun olmayan iç çamaşırları ve pantolon giyilmemeli.
-Kokusuz ve renksiz tuvalet kağıdı kullanılmalı.
-Vajinal duş, sabun, pudra ve sprey kullanımından kaçınılmalı.
Hangi durumlarda vajinal enfeksiyonlar daha sık görülür?
-Genital bölgenin nemli kalması,
-Dar ve sıkı iç çamaşırlarının giyilmesi,
-Genital bölgenin temizliğine dikkat edilmemesi,
-Vajinal duş, sprey gibi kimyasal maddeler içeren ürünlerin kullanılması,
-Fazla kilolu olmak,
-Şeker hastalığı,
-Uzun süre antibiyotik kullanmak, vajinal mantar enfeksiyonlarının sık görülmesine yol açar
Ne çok zayıf olun ne de çok şişman
Aşırı şişmanlık ve zayıflıkta kısırlığa neden olabiliyor. Genç kızların, son yıllarda uyguladığı ağır diyet ve spor programları bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiği için hormonlar olumsuz yönde etkileniyor ve adet düzensizlikleri görülüyor.
Kısırlık için bir diğer olumsuz faktör ise şişmanlık. Obezite ve aşırı yağlanma kadın bünyesinde tahribata yol açıyor.
Erkeklerin günlük yaşamda dikkat etmesi gereken hususlar ise şunlar:
-Sperm sayısını, hareketini ve yapısını olumsuz etkilediği için sigaradan uzak durmak gerekiyor.
-Aynı şekilde alkol ve uyuşturucu maddeler de sperm üretiminin bozulmasına neden oluyor.
-Yüksek ısı özellikle sauna ve sıcak su banyoları sperm üretimini olumsuz etkiliyor.
-Ayrıca kot pantolonlar ve dar iç çamaşırları yumurtalıkları sürekli yüksek sıcaklığa maruz bırakıyor. Isıdan zarar gören sperm üretim hücreleri ise kendini yenileyemiyor. Bu yüzden, erkek çocuklara dar pantolon ve dar iç çamaşırı giydirmemeli. Pantolon içlikleri de eve gelince çıkarılmalı ve sadece kışın giydirilmeli.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Seks biyografimiz; hayatımız boyunca topladığımız tecrübelerin renkli ve canlı bir mozaiğidir. Kesin olansa yaşadığımız tüm bu tecrübelerin bugünkü yaşantımız üzerinde etkili olduğu ve ona yön verdiğidir. Aşağıda yer alan testi çözdüğünüzde geçmişinizin sizin hakkınızda neler söylediğini ve gelecekte sizi nasıl bir seks hayatının beklediğini öğreneceksiniz!1. Kulağınıza fısıldanan güzel sözler, hafif dokunuşlar, davetkâr bakışlar… Baştan çıkarılmaktan hoşlanır mısınız?
A Evet hoşlanırım ama beni baştan çıkarmak hiç de kolay değildir!
B Bazen fazlasıyla hızlı baştan çıktığım da olur!
C Evet; bundan çok keyif alırım…
2. Partneriniz size iç gıcıklayıcı bir iç çamaşırı ya da yeni bir seks oyuncağı ile sürpriz yapıyor. Tepkiniz ne olur?
A Onu eleştiririm…
B Hiçbir fikrim yok…
C Pozitif bir tepki veririm…
3. Aşağıda yer alan alıntılardan en çok hangisi ruhunuzu okşuyor?
A En büyük aşk hiçbir zaman gerçekleşmeyendir!
B Birbirini sevenler bir arada olsalar dahi hep ayrı yönlere bakarlar…
C Nasıl sonuçlanacağı belli olmayan sadece üç şey vardır; devrim, kariyer ve aşk.
4. Sevgilinizle bir gece kulübündesiniz… Birbirine sıkıca sarılarak dans eden sadece tek bir çift olduğunu görüyorsunuz. Ne yaparsınız?
A Aslında ben de o çift gibi dans etmeyi çok isterim ama sevgilimin o kadar seksi hareket edip etmeyeceğinden emin değilim.
B Eğer sevgilim benimle o çift gibi sıkı sıkıya sarılarak dans etmek isterse reddetmem. Teklifi ondan beklerim…
C Hiç durmam; anında sevgilimi de sürükleyerek dans pistinine çıkarım!
5. Kısa ve özlü bir biçimde, son altı aylık seks hayatınızı nasıl tanımlarsınız?
A Kötü diyemem ama daha iyisi de olabilirdi.
B Bunu şu anda spontane bir şekilde değerlendirmem mümkün değil.
C Muhteşem… Adeta bulutların üzerindeydim!
6. Şehvetli, sınır tanımaz, kendinden geçmiş! İhtirasın vahşi yanını ne kadar iyi tanıyorsunuz?
A Aslında ihtiras nedir çok iyi biliyorum ama maalesef çok az yaşayabiliyorum.
B Hissettiğim tutku ne kadar yoğun olursa olsun kontrolümü kaybetmekten hoşlanmam.
C O kendinden geçme anlarının keyfini gayet iyi çıkaran biriyim ve amacım tutkulu aşkı ileride çok daha yoğun yaşamak…
7. Seks söz konusu olduğunda herkesin kendine özgü bir beklentisi vardır! Aşağıdakilerden hangisi sizin seks beklentinizi en iyi şekilde tanımlıyor?
A Karşılığını beklediğim birtakım taleplerim var fakat bunları hiçbir zaman açıklamam!
B Seksten partnerimin zevk almasıdır.
C Benim için önemli olan iki kişinin birbirine karşı net olması ve arzu duymasıdır.
8. İlk seks deneyiminiz nasıldı?
A Açıkçası hafızamda unutulmaz bir anı olarak yer etmiyor!
B Kendimi bir şekilde gafil avlanmış hissetmiştim…
C Son derece istekli ve heyecanlıydım…
9. Büyük bir tutkuyla seks yapmak istiyorsunuz ve bunu karşı tarafa da hissettirdiniz. Peki ya yapmak istemezse?
A Hayal kırıklığına uğrarım…
B Bu riske girmemeyi tercih ederim…
C Bu olağan bir durum, sorun haline getirmem…
10. Aşağıda yer alan kelime sıralamalarından size en yakın olanı hangisi?
A Erotizim, hayatımda yaşadığım en iyi seks, özlem, arayış, rüyalarımın adamı…
B Erotizim, kendimi onaylama, oyuna katılmak, kendimi baştan çıkarmak…
C Erotizim, kendi cinsel isteğim, gülmek, macera, gevşeme…
DEĞERLENDİRME
En çok hangi harfi işaretlediğinizi saptayın, daha sonra seks biyografinizin şu anki hayatınız üzerindeki etkisini ve yatakta daha çok zevk almanızın nasıl mümkün olacağını okuyun! Eğer iki ya da üç harfi neredeyse eşit sayıda işaretlediyseniz her iki değerlendirmeyi de okuyun.
A: ELEŞTİRİCİ
Seks biyografiniz: ‘O sahip olduğum en mükemmel sevgiliydi, onun gibisiyle bir daha asla karşılaşamayacağım.’ Geçmişte; sizin için çok özel olan biriyle yaşadığınız seks hatırasını hâlâ zihninizde ve bedeninizde taşıyorsunuz.
Bugünkü aşk hayatınız: Siz çok özel bir duygu arayışı içindesiniz. Bu nedenle birlikte olduğunuz kişiyi sık sık eleştiriyor ya da kıyaslamalara gidiyorsunuz. Ancak ümitsizce aradığınız aşk belki de bu eleştirileriniz nedeniyle bir türlü sizi bulamıyor.
Ne yapmalısınız?: Bir bilanço çıkarın! Mükemmel olan eski sevgiliniz miydi yoksa o dönemde sizin hayata karşı olumlu bakış açınız mıydı? Tek bir erkeği ya da tek bir ilişkiyi hayatınızın geri kalanı için kriter almak, bir ölçüt olarak belirlemek elinize geçen mutluluk fırsatlarını da kısıtlayacaktır. Eğer hissettiğiniz özlem duygusu bir türlü peşinizi bırakmıyorsa; kendinize karşı daha esnek olmaya çalışın. Özellikle uzun süreli ilişkilerde kişiler, karşılarındaki insanın iyi yanlarını tanımaya çalışmak yerine zayıflıkları üzerinde dururlar. Küçük mutluluk anlarının ve karşılıklı güven duygusunun da gayet keyifli olabileceğini unutmayın. Yapmanız gereken seks hayatınızdaki inisiyatifi ele almak ve size tam olarak haz veren ayrıntıları talep edecek cesareti kendinizde bulmak! Yeni ilişkinizde bu açık sözlülüğünüzün çok faydasını göreceksiniz.
B: ÇEKİNGEN
Seks biyografiniz: Geçmişte biri; duygularınızı tüm samimiyetiyle ortaya koyduğunuzda sizi bir hayli kırmış, yaralamış ya da aşka küstürmüş olmalı. Bunun yanı sıra ailenizin; hayat neşesi duyduğunuz ya da mutlu taşkınlıklar yaşadığınızdaki otoriter tutumu, küçük yaşlardan itibaren çekingen tavırlar sergilemenize neden olmuş olabilir.
Bugünkü aşk hayatınız: ‘İstemediğim halde onunla yatmalı mıyım?’ ya da ‘Yataktaki rutin akışın beni çok sıktığını ona söylemeli miyim?’ şeklinde uzayıp giden sorular… Siz seks konusunda partnerinize açık olmak yerine, onu kırmamak adına geri planda kalmayı tercih ediyorsunuz. Bunun nedeni münakaşa etmeyi sevmeyişiniz ya da sizi kırdıkları gibi bir başkasını kırmak istememenizden kaynaklanabilir. Bu riske girmektense partnerinizin yapmak istediklerini yapmayı tercih ediyorsunuz ancak bunu da isteksizce gerçekleştiriyorsunuz.
Ne yapmalısınız?: Geçmişteki olumsuz tecrübelerinizden kurtulmaya çalışın! En kötü niyetli insanlar bile gerçek duyguların farkındadırlar. Ancak mutlu olmayı ve mutlu etmeyi bilmediklerinden sizi de peşlerinden sürükleyebilirler. Herkesin sevmeye yeteneği yoktur.
Muhtemelen eski sevgilinizin de buna yeteneği yoktu! Yine aynı şekilde bir gün ailenizden gelen alışkanlıklarınızdan da kurtulmanız gerekiyor. Kendinize yeni değerler katmak için hiçbir zaman geç kalmış sayılmazsınız. Sekste aktif olmayı denemek de sizin için bir seçenek olabilir! İnisiyatifi ele alın ve sadece hoşunuza gidenleri yapmaya çalışın!
C: KEYİF DÜŞKÜNÜ
Seks biyografiniz: Tutku dolu bir yaz, tehlikeli bir ilişki, ateşli tek gecelik ilişkiler… Seks konusunda; her ne kadar hepsini ‘müthiş’ olarak tanımlamasanız da, tanışmadığınız neredeyse hiçbir oyun türü yok.
Bugünkü aşk hayatınız: ‘Seks beni eğlendiriyor’, ‘Tutkumun keyfini sürüyorum…’ Siz vücudunuz ile barışıksınız ve ihtiyaçlarınızın ne olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Birçok aşk macerası yaşamış ya da partnerinizle uzun süredir birlikte olup da doyurucu bir seks hayatı yaşıyor da olabilirsiniz. Tebrikler! Tüm duyularınız seks için alarmda…
Ne yapmalısınız?: Tavsiyiye ihtiyacınız yok! İyi seksin ne demek olduğunu ve seksten neler beklediğinizi zaten gayet iyi biliyorsunuz!
Marie Claire Türkiye
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!